MANİSA ZİRAAT ODASI BASIN BÜLTENİ (Prim ödemeleri) 03 NİSAN 2008

02.06.2008 Tarihinde Manisa Ziraat Odası Meclis toplantısında 2008 yılı ürünü pamuk çapalama işçi ücretleri ve 2008 yılı Biçer- Döver ücretleri tespiti yapılmıştır. Alınan kararlar tavsiye niteliğinde olup aşağıda belirtilmiştir.

 
 

Saat Takvim

Döviz Bilgileri

USD Alış1.4994 YTL
USD Satış1.5066 YTL
EURO Alış1.9241 YTL
EURO Satış1.9334 YTL
.:Manisa Ziraat Odası Başkanlığı:. .:Manisa Ziraat Odası Başkanlığı:.

Günün Tarihi

.:Manisa Ziraat Odası Başkanlığı:. .:Manisa Ziraat Odası Başkanlığı:.

Günün Sözü

.:Manisa Ziraat Odası Başkanlığı:. .:Manisa Ziraat Odası Başkanlığı:.
Bugün5
Dün56
Bu Hafta484
Bu Ay278
Toplam Giriş44926
 
 
Atatürk ve Ziraat PDF Yazdır E-posta
Salı, 24 Haziran 2008

     ATATÜRK MANİSA’DA 

Atatürk, Manisa’ya ilk olarak 29 Eylül 1922 günü gelmişti. İzmir’in kurtuluşunun ertesi günü olan 10 Eylül 1922 tarihinde İzmir’e gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım’ın misafiri olarak 16 gün Uşakizade Köşkü’nde kalmıştı. Kurtuluş Savaşı’nın sonuna şahitlik yapan köşkteki bu misafirlik, 29 Eylül günü sona ermişti. Manisa’ya trenle gelen Gazi’nin yanında Rauf Orbay, Fethi Okyar, Yusuf Kemal Tengirşek vardı. Düşmanın yaktığı Manisa’da hala dumanlar tütüyordu. Halk yılların üzüntüsü içinde ezik, fakat sevinçliydi. Gazi’ye derin minnet ve şükran duyuyorlardı. Halkın şükranlarını dile getirmek için, hiç olmazsa birkaç saat aralarında kalması ve acı kahvelerini içmesi istendi. İlk fırsatta geleceğini söyleyen Gazi, Manisa’dan Ankara’ya gitmek üzere ayrıldı.   Gazi’nin Manisa’ya 2. gelişi ise annesi Zübeyde Hanım’ın İzmir Karşıyaka’da vefatına rastlar. Gazi, 14 Ocak 1923 günü ölen annesi Zübeyde Hanım’ın cenazesine Eskişehir civarındaki yoğun işlerinden dolayı gelememişti. 26 Ocak 1923 günü Manisa’ya gelen Gazi’nin yanında Kazım Karabekir Paşa, Yaverleri Cevat Abbas, Salih Bozok ve Özel Kalem Müdürü Memduh Beyler vardı. Bu gelişte Gazi’nin elini zorla öpen Manisalı bir kadın; “Ahdım var paşam, elinizi öpeceğim” demiştir. Günümüzde o fotoğraf: “Ahdım var paşam!” adıyla anılır.İstasyonda coşkulu bir kalabalık vardı. Gazi’yi Manisa Mutasarrıfı Aziz Akyürek, Belediye Başkanı Bahri Sarıtepe ve ileri gelen Manisalılar karşıladı. Burada Belediye başkanı kısa bir konuşma yaparak, Gazi’ye Manisalıların saygı ve bağlılıklarını sundu. Gazi bu konuşmaya cevap olarak şunları söyler:“Bundan sonra gerek ben ve gerek mesai arkadaşlarım memleketin saadet ve selameti için var kuvvetimizle çalışacağız. Ancak mesaimizin başarıyla neticelenmesi için bütün milletin şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da yardım etmesi şarttır.” Gazi, Kız Enstitüsü ile değirmen arasındaki geniş alana geldi. Havanın soğuk olmasına karşın, toplanan halk Gazi’ye coşkun gösteriler yapıyordu. Burada yapılan cirit oyunlarını kısa bir süre seyreden Gazi, İzmir’e doğru yola devam etti.Gazi’ye Manisalılar doyamamıştı. Manisalılar, hiç olmazsa bir gece için Gazi’nin şehirlerinde konaklamasını istiyorlardı. Vali Müştak Lütfü Gürsan Bey, Gazi’den bir gece Manisa’da kalması için söz alır. 10 Ekim 1925 günü saat 11.00’de Manisa’ya gelen Gazi, bu kez Manisa’yı daha değişik ve daha güzel bulmuştu. Gazi doğrudan Manisa Belediyesi’ne geldi ve balkondan binlerce Manisalıyı selamladı. Belediye Başkanı Bahri Sarıtepe konuşmasında Manisalıların Gazi’ye duydukları şükran duygularını iletti. Gazi’nin Manisalılara yaptığı konuşma şöyleydi:“Aziz Manisalılar! Ben Manisa’yı, yangınlar içinde, harap ve türap halde görmüştüm. Ben sizi, zulmetten, ateşten, esaretten henüz kurtulduğunuz bir zamanda görmüştüm. Fakat o günkü halleri, itiraf ederim, gerçek üzüntü ile karşılamadım. Gerçi siz zulüm ve taarruzun şiddet ve darbelerinden henüz kurtulmuştunuz. Fakat ben eminim ki, bu kadar şiddetli darbeler insanların imanını takviye eder. Yetenekleri, cevheri olan bir millet, öyle darbelerden daha akıllanır ve geçmişe oranla geleceğini daha parlak yapabilirler. Felaketler insanları ve akılları başında olan milletleri daha kararlı hamlelere sevk ederler. İşte siz bu hamleleri yapmaktasınız. Bugün yenilenme yönüyle gördüklerim bu hamlelerin çok belirgin sonuçlarıdır. Arkadaşlar! Bugünkü uyanıklığınızın, azminizin çok az zamanda verimli sonuçlar vereceğine emin olarak sizleri hürmetle selamlıyorum.” Gazi, o gece şimdiki lise bahçesinde verilen yemeği onurlandırır. Gece fener alayı düzenlendi. Gazi geceyi Vali Konağında (şimdiki Emniyet Müdürlüğü) geçirir. Gazi, Manisalıları bir gece kalarak onurlandırdıktan sonra, İzmir’e doğru trenle hareket etmişlerdir. Belediye aldığı bir kararla, 10 Ekim gününü şeref günü olarak her yıl Manisa’da kutladılar.Gazi’nin 14 kez trenle İzmir’e geldiği bilinir. Gazi’nin bu geçişlerde bazen 5 dakika, bazen de 1–2 saat Manisa’da kaldığı olmuştur. Bu gelişlerin bazıları şunlardır: 16 Ekim 1925 İzmir’den Ankara’ya geçiş, 16 Haziran 1926 günü İzmir’e geçerken, 8 Nisan 1934 Ege Askeri Manevraları için İzmir’e giderken.Bu gelişlerinde Manisa’ya saat 19.00’da varan Gazi’nin ve yanında İkinci Ordu Müfettişi İzzettin ve 1. Ordu Komutanı Mustafa Paşa, Kılıç Ali, Nuri Conker ve Salih Bozok vardı. Gazi ve heyeti, geceyi istasyonda ve trenin içinde geçirmişlerdir. Atatürk’ün Manisa’ya son gelişi; misafiri İran Şahı Rıza Pehlevi ile olmuştur. 22 Haziran 1934 günü saat 10.00’da top sesleriyle karşılaşan Atatürk, Manisa Hastanesi’ni ve Batı Kışlası’nı denetlemiştir. Aynı gün, Manisalılar son kez gördükleri Atatürk’ü Fahrettin Altay Paşa’nın arabasıyla İzmir’e uğurlamışlardır. Kaynakça: Mehmet Önder, Atatürk’ün Yurt Gezileri, İş Bankası, Ankara, 1998,  s. 352–355     

OrmanCiftligi2.jpg

    ATATÜRK'ÜN ÇİFTÇİ İLE İLGİLİ SÖYLEDİGİ SÖZLER 

Milletimiz çok büyük elemler, mağlûbiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: "Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sapanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük ekseriyeti çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde bulunamayacaktık."
1923
5b24b.jpg
 
-Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını yeni ekonomik tedbirlerle son hadde eriştirmeliyiz. Köylünün çalışmasının neticeleri ve verimleri kendi menfaati lehine son hadde çıkarmak ekonomik siyasetimizin temel ruhudur.
1922
14Temmuz1929.jpg


-Türk köylüsünü 'Efendi' yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez.

-Kılıç kullanan kol yorulur, nihayet kılıcı kınına koyar ve belki kılıç o kında küflenmiye, paslanmıya mahkûm olur. Fakat sapan kullanan kol gün geçtikçe daha ziyade kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa malik ve sahip olur.
1923

14Temmuz1929Ciftci.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


-Millî ekonominin temeli ziraattir. Bunun içindirki, ziraatte kalkınmıya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar, bu maksada erişmeyi kolaylaştıracaktır.
1937

-Fakat, bu hayatî işi, isabetle amacına ulaştırabilmek için, ilk önce ciddî etütlere dayalı bir ziraat siyaseti tesbit etmek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrıyabileceği ve severek tatbik edebileceği bir ziraat rejimi kurmak lâzımdır. Bu siyaset ve rejimde, önemli yer alabilecek noktalar başlıca şunlar olabilir:
Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın, hiçbir sebep ve suretle, bölünmez bir mahiyet alması. Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınırlandırmak lâzımdır.
1937

 14Temmuz1929Traktor.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık.
1928

14Temmuz1929_small.jpg

 

 

 

 

 

 

 


-Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki emeklerini asrî, iktisadî tedbirlerle azamî haddine çıkarmalıyız. Köylünün çalışmalarının netice ve semeresini kendi menfaati lehine azamî haddine yükseltmek, istisadî siyasetimizin temel taşıdır.
1922

 ata-77_k.jpg

 

 

 

 

 

 

-Onun için, bir yandan çiftçinin emeğini arttıracak ve semereli kılacak bilgi, vasıta ve fennî aletlerin kullanma ve yapılmasına, öte yandan onun çalışmalarının neticelerinden azamî derecede faydalanmasını temin edecek iktisadî tedbirlerin alınmasına çalışmak lâzımdır.
1922  

OrmanCiftligi1.jpg

 
< Önceki   Sonraki >